Osteoporoz kemik kütlesinde azalma ve kemik yapısının zayıflaması
sonucunda, kemik kırılganlığında ve kırık
ihtimalinde artış kendini gösteren bir iskelet
hastalığıdır.
Osteoporozu anlatmak için sıklıkla kullandığımız “kemik erimesi”
terimi aslında korkulduğunun aksine kemiklerin
eriyip, akıp gitmesini değil, kemiklerin
yoğunluğunun azalmasını ifade etmektedir. Üstteki
resimde normal bir kemik dokusu görülmektedir.
Alttaki resimde ise osteoporoz olan, dolgu maddesi
azalmış, gözenekleri büyümüş daha güçsüz ve kolay
kırılabilir bir kemik dokusu görülmektedir.
Osteoporozun belirtileri nelerdir?
Osteoporoz aslında sinsi bir hastalıktır ve kırık
oluşana kadar belirti vermeyebilir.
Ancak en sık görülen yakınmalardan biri sırt ağrısıdır, bu
osteoporozun sırt omurlarında yol açtığı küçük
kırıklar yüzündendir. Bu kırıkların sayısının artışı
ile de omurlarda çökme meydana gelir, hastanın
sırtında kamburluk oluşur ve boy kısalır. Sırtta
kamburluğun artması ile beraber göğüs ve karın
boşluğunda daralma olur. Karın öne doğru çıkabilir
ve hasta kilo aldığını zannedebilir. Ağır
aktivitelerde nefes darlığı ortaya çıkabilir.
Osteoporozda omur kemiklerinin yanı sıra, kalça ve
önkolda da kırık görülme olasılığı yüksektir.
Osteoporoz riski kimlerde yüksektir?
Akrabalarında osteoporoz olan, zayıf, açık renk tene sahip olan,
hareketsiz yaşam süren ve erken menopoza giren
kişilerde osteoporoz daha sıktır. Osteoporoz
gelişmesi açısından diğer risk faktörleri; düşük
kalsiyum alımı, sigara, aşırı alkol ve kafein
tüketimi, kortizon ve tiroid hormonları gibi bazı
ilaçların kullanılmasıdır.
Osteoporoz nasıl teşhis edilir?
Osteoporoz tanısı için kemik yoğunluğunun ölçülmesi
gereklidir. Bunun için farklı yöntemler olmakla
beraber günümüzde en sık güvenilen ve başvurulan
ölçüm yöntemi DEXA’dır. DEXA ölçümü ağrı verici ya
da rahatsızlık uyandıran bir yöntem değildir ve
hasta ciddi bir radyasyona maruz kalmaz. Bel
omurları, kalça ve el bileğinden ölçüm yapılır.
Osteoporoz özellikle erken dönemlerde hiçbir belirti vermeden de mevcut
olabilir. Dolayısı ile osteoporoz gelişme riski
yüksek olan kişilerin, menopoza girmiş hanımların ve
50 yaşının üzerindeki beylerin herhangi bir şikayeti
olmasa da hekime başvurmalarında fayda vardır.
Osteoporozdan korunmak için ne
yapmalıyız?
Çocukluktan başlamak üzere kalsiyumdan zengin bir
diyet, yeterli vitamin tüketimi, günlük yaşamda
omurganın korunması, düzenli egzersiz yapılması ve
güneş banyosu önemli oranda korunma sağlar.
Ayrıca sigara, alkol, kafein, şeker, tuz ve aşırı protein alımı
azaltılmalı, ideal vücut ağırlığı korunmalı ve
osteoporoza yol açan ilaçlardan uzak durulmalıdır.
Osteoporozun tedavisi nasıl yapılır?
1.Hasta
eğitimi yapılmalıdır.
2.Osteoporozda
ağrılı dönemde ağrı kesiciler kullanılabilir. Kemik
yıkımını azaltan ve yapımını arttıran ilaçlar da
kullanılmaktadır. Kalsiyum ve D vitamini bu ilaçlar
içinde en yaygın kullanılanlarıdır.
3.Ağrılı
dönemde yatak istirahatı uygundur.
4.Fizik
tedavi ağrı giderici özelliğinden dolayı yapılır.
5.Duruş
eğitimi ve güçlendirici egzersizler (öne eğilerek
yapılan egzersizlerden kaçınmak gereklidir) hayati
öneme sahiptir. Yürüyüşler, ağırlık çalışmaları,
aerobik egzersizler, tenis, merdiven çıkma gibi
aktiviteler osteoporoz için çok iyidir.
6.Korse
kullanımı önerilebilir. 7.Ayrıca
osteoporoz gelişmiş olan hastalarda kırıkların
önlenmesi için uyku verecek ilaçların kullanımından
uzak durulmalıdır. Görme kusuru varsa bunun tedavisi
ve iyi bir aydınlatma gereklidir. Yerde, ayağın
takılmasına ya da kaymasına yol açacak kilim, çocuk
oyuncağı gibi şeyler bulunmamalıdır. Merdivenlere,
koridorlara tutunmak için trabzanlar yapılabilir.
T.C.
SAĞLIK BAKANLIĞI
TEKİRDAĞ DEVLET HASTANESİ Eski Cami Mah. Hastane Sok. No:1 Merkez - TEKİRDAĞ
Tel: 0282 262 53 55 Fax : 0282 260 38 50 mail:info@tdh.gov.tr