|
YAŞLILIKTA BESLENME
Yaşlanma süreci doğumla başlayan
biyolojik bir zincirdir.Bu olguların son basmağı ise yaşlılık olarak
isimlendirilmektedir.Yaşlılık daha çok organizmanın geriye dönüşü olamayan bir
şekilde yıpranması, işlevlerinin bozulmaya başlamasıdır.Her bireyde yaşlanma
aynı hızla meydana gelmemektedir.
Yaşlanmayla birlikte işitme, görme, tat
ve koku alma duyularında da belirgin azalma görülmektedir. Yaşlılarda
hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, kanser, diyabet, kemik ve eklem
hastalıkları, mental hastalıklar, böbrek hastalıkları, solunum ve sindirim
sistemi gibi rahatsızlıklara sık rastlanılmaktadır.
Sağlık alanındaki bilimsel gelişmeler
sonucunda hastalık ve ölümlerde, özellikle de bebeklik ve erken çocukluk
döneminde olan ölümlerde önemli düşüşler sağlanmıştır.Bebek ve çocuk ölümlerinin
azalması, zaman içinde toplumda yaşlı nüfusun artmasına neden olmuştur.
Ülkemizde 65 ve üzeri yaş nüfusun
toplam nüfus içindeki payı % 3 dolayında iken günümüzde % 5.5 düzeyine
yükselmiştir.Türkiye’de 4 milyon dolayında 65 yaş ve üzeri kişi bulunmaktadır.Bu
sayının önümüzdeki 20 yıl içinde iki katına çıkacağı tahmin edilmektedir.
Bireyin sağlığının korunmasında ve
gelişmesinde yeterli ve dengeli beslenmenin önemi büyüktür.Bireyin yaşam boyu
kazandığı sağlıklı beslenme alışkanlıkları, sağlığını olumlu yönde
etkilemektedir.Yaşlı bireylerin yeterli ve dengeli beslenmesi; sadece diyet ile
ilişkili hastalıkların oluşumunu azaltmaz aynı zamanda sağlığını
geliştirir.Yaşlıların daha aktif, daha kaliteli, daha mutlu bir yaşam
sürmelerine yardımcı olur.
Yaşlı bireylerin yeterli ve dengeli
beslenmesine ilişkin öneriler;
* Yeterli ve dengeli beslenmek için 4
ana besin grubundan yani süt ve süt ürünleri, et, yumurta ve kurubaklagiller;
sebze ve meyve, ekmek ve tahıl grubundan besin bulundurulmalıdır.Böylece besin
çeşitliliği sağlanarak bireyin temel ihtiyacı olan protein, karbonhidrat, yağ,
vitamin, mineral ile posa sağlanmış olur.
* Öğün sayısı arttırılmalı ve azar azar
sık yemek yenilmelidir (3 ana, 3 ara).Sabah kahvaltısı kesinlikle yapılmalı ve
atlanmamalıdır. Kahvaltının günün en önemli öğünü olduğu unutulmamalıdır.
* İdeal vücut ağırlığı korunmalı ve
besinler yoluyla alınan enerji ile harcanan enerji arasında denge sağlanmalıdır.
* Yağlı besinlerin tüketimi
sınırlandırılmalıdır.
-
Kırmızı et yerine tavuk, hindi eti tercih
edilmelidir.
-
Haftada en az 2 defa balık tüketilmelidir.
-
Hayvansal kaynaklı yağ tüketimi azaltılmalı,
bitkisel kaynaklı sıvı yağlar kullanılmalıdır.
-
Az yağlı veya yağsız süt ve yoğurt
tüketilmelidir.
* Sindirim sisteminde rahatsızlık
yaratmayacak pişirme yöntemleri kullanılmalıdır.Haşlama, ızgara ve fırında
pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.Yaşlılar için kızartma ve kavurma
yöntemleri uygun değildir.
* Posa alımı arttırılmalıdır.Posanın en
iyi kaynağı sebze, meyve ve kurubaklagillerdir.
* Günlük tuz tüketimi
kısıtlanmalıdır.Günlük tuz tüketim miktarı bir tatlı kaşığından (4-5 gram) fazla
olmamalıdır.Özellikle yüksek kan basıncı yönünden tuz ilave edilmiş turşu,
salamura vb. besinler, sodalı içecekler tüketilmemelidir.
*Kalsiyum kaynağı olan süt, yoğurt,
peynir gibi besinler günlük beslenme içinde mutlaka yer almalıdır.
*Çay şekeri denilen ve kan şekerini
hemen yükselten şeker, şekerli besinler ve hamur işi tüketimi
sınırlandırılmalıdır.Muhallebi, sütlaç gibi sütlü tatlıların tüketilmesi
yaşlılar için daha uygundur.
*Günlük sıvı tüketimi
arttırılmalıdır.Günde 8-10 su bardağı sıvı tüketimi uygundur.Aşırı çay ve kahve
tüketilmemelidir.Ihlamur, taze sıkılmış meyve suyu, ayran yaşlılar için uygun
içeceklerdir.
*Düzenli fiziksel aktivite
yapılmalıdır. Başlangıçta kısa süreli yürüyüşlerle başlanıp zaman içerisinde bu
arttırılabilir.
*Besin tüketimini cazip hale getirmek
için yiyeceklerin lezzet ve çekiciliği arttırılmalıdır.Bu amaçla çeşitli
baharatlar (nane, kekik vb.) kullanılabilir.Yemek yemek için yeterli zaman
ayrılmalı ve hızlı yemek yenmemelidir. Sindirim salgılarını arttırmak için
yemekler sıcak servis edilmelidir.
*Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.
*Ağız ve diş sağlığına dikkat
edilmelidir.
|